Evlensem bıkar mıyım?

Elimde market poşetleriyle yürürken şimdiki gibi yalnız değil de evli olduğumu düşündüm. Benim bedenimdeki bezginliğin benzerini taşıyan bir kişi daha eve gelmiş ya da gelmek üzere… Muhtemelen yıllardır yerine getirilmekte olan bir ritüel gerçekleştirilerek, yorgunluğun altında ezilmiş aşka dair bazı belirtiler sergilenerek karşılayacak bu iki kişi birbirini. Kurusıkı bir öpücük, alışkanlıktan artık kulağın bile duymaz olduğu “ne haber canım”lı birkaç kelime ve üst baş değiştirmek, suyla temas edip ferahlamak için duyulan derin özlem, ki bu o an aşk sevgi ve sairden daha da öncelikli. Bu monotonluk, bu katlanma bu bıkma belirtisi değil de nedir? Ya da insanlar böyle bir karşılaşmayı ruhsuzca yaşayacaklarına benim şu anda olduğum gibi hayal edebilselerdi evlenirler miydi? Ya da bu hayalime konu ruhsuz ve gazı kaçmış ilişkiyi yalnızlığa tercih edip, “hiç yoktan iyidir, evi temizleyen yemek yapan biri var” mı derlerdi?

Continue reading

Posted in Aile, Aşk, Hayaller | Tagged , | Leave a comment

Uzaylılar bizi neden yemiyorlar?

Belki de benim hep hayalini kurduğum besin haplarını üretmeyi başarabilmişler ve mutluluk duyarak kullanıyorlardır. İşi gücü bırakıp bizim gibi geri bir yaşam formunu arada bir ziyaret etiklerine göre burada besin aradıklarını ve ziyaretçiler gibi bizi yiyeceklerini düşünmek bana mantıklı gelmiyor. Zaten yemeye niyetleri olsa buna ufaktan başlamış olurlardı.

Continue reading

Posted in Dinler, Gelecek, Hayaller | Tagged , , , , , , , , , , , , | Leave a comment

Yalnızlık fısıltıları

İşte yalnızlığı hem bu nedenle seviyor hem de bu nedenle nefret ediyorum. Bana fısıltılarla bir şeyler yetiştiren yalnızlık. Birkaç saniye sonra unutacağım parlak fikirler söyleyen bir alemde yaşıyor veya o seslerle ya da o sesin geldiği benliğimle kısa gurur duyma anları yaşıyorum. Ama bunların uçup gitmesi ve unutuluyor olması yanında bir şeye yaramıyor olması ve üstüne üstlük bende sadece uzanan ya da sessizce oturan bir adamdan başka bir görüntüye yol açmaması canımı sıkıyor.

Continue reading

Posted in Hayaller, Varoluş | Tagged | Leave a comment

Düşünüyorum öyleyse yokum

Belgesel izlemek ve ardından düşüncelere dalmak en sevdiğim işlerden birisi. Böylece bilimin verilerini hayallerim ve gizli teorilerimle eşleştirip, kendime yeni hayaller ve varoluş masalları üretme imkanı buluyorum. Kısacası oldukça kişisel ve tek kişilik felsefi dünyamı son model bilgilerle besleyerek yoluma devam ediyorum.

Continue reading

Posted in Hayaller, Varoluş | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Besin hapları ne zaman üretilecek?

Uyandığımda o günün içime yüklediği sorumluluk gibi uyuşuk vücudum da bana bir o kadar itici geliyor. Şu doymak bilmeyen bedenim belki de yemek yemek konusunda beynimi zonklatmasa hiç yemek yememek gibi bir seçenek olsa belki de ilk razı olacak insanlardanımdır. Ne zaman bu düşünce kafamda celallense bundan bahsettiğim kişiler, yeşil bir hap içip akşama kadar tok kalmaktansa ekmeği musakkanın suyuna banarak yenin keyfinden bahsediyorlar. Ama ne o sırada masanın altından sarkmış göbekleri akıllarına geliyor ne de seyrek olarak fırçaladıkları dişleri. Tek vazgeçmek istemedikleri, lezzetin beyinlerine yolladığı tatmin hissi.

Continue reading

Posted in Gelecek, Hayaller | Tagged , , , | Leave a comment

Fikir kırıntılarından yazı yazmak

İnsanlar güzel yazdığımı söylüyorlar. Ama bunun nedenini gerçekten bilmiyorum. Acaba lisede edebiyat sınıfında olmamdan mı? Üniversitede yeni kurulan bir fakülteden mezun olmam nedeniyle ders notu bulamadığımızdan binlerce sayfa kitap okumak zorunda kalmamdan mı? Çok ve gereksiz düşünmekten mi ya da bunu yapmaya sadece benim gibi kendine boş zaman yaratabilen insanların kendirini görevli bilmelerinden mi kaynaklanıyor acaba?

Continue reading

Posted in Tavsiye | Tagged , , , , | Leave a comment

Din ve bilim ilişkisi

Çocukluğumuzdan bu yana aldığımız eğitimlerde din öyle dar kalıplar içerisinde yorumlanmış ve hapsedilmiştir ki o gencecik beyinlere dinin anlaşılmaz kimi zaman yokluk üzerine kurulu, her coğrafyada farklı türüne inanılan ve bunlar arasından da devamlı çekişmelerin olduğu nereden bakıldığına ve çekiştirildiğine göre değişen subjektif kurallar barındırdığı aşılanmıştır beyinlerimize. Buna karşılık bilim ise gerçekleri bilmek isteyen ve hurafelerden arınmış ari bilgiye erişmenin mümkün olduğu tek mecra olarak sunulmuş, onun sınırlarının da bilginin sınırları olduğu küçük beyinlerimize işlenmiştir. Bu öyle etkili olmuştur ki ortalama bir Türk genci olarak ben yirmili yaşlarımın sonunda kutsal kitabı elime almışımdır. Bu tecrübemde ise ilk dikkatimi çeken ayetler arasına serpistirilen dipnotlarıyla ilahiyatçıların ekledikleri subjektif yorumlar oldu. Ama okumak konusundaki ısrarımı devam ettirerek verilen mesajı anlamak, denetlemek, düşünmek konusunda kendimi zorladım.

Continue reading

Posted in Dinler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a comment