Elimde market poşetleriyle yürürken şimdiki gibi yalnız değil de evli olduğumu düşündüm. Benim bedenimdeki bezginliğin benzerini taşıyan bir kişi daha eve gelmiş ya da gelmek üzere… Muhtemelen yıllardır yerine getirilmekte olan bir ritüel gerçekleştirilerek, yorgunluğun altında ezilmiş aşka dair bazı belirtiler sergilenerek karşılayacak bu iki kişi birbirini. Kurusıkı bir öpücük, alışkanlıktan artık kulağın bile duymaz olduğu “ne haber canım”lı birkaç kelime ve üst baş değiştirmek, suyla temas edip ferahlamak için duyulan derin özlem, ki bu o an aşk sevgi ve sairden daha da öncelikli. Bu monotonluk, bu katlanma bu bıkma belirtisi değil de nedir? Ya da insanlar böyle bir karşılaşmayı ruhsuzca yaşayacaklarına benim şu anda olduğum gibi hayal edebilselerdi evlenirler miydi? Ya da bu hayalime konu ruhsuz ve gazı kaçmış ilişkiyi yalnızlığa tercih edip, “hiç yoktan iyidir, evi temizleyen yemek yapan biri var” mı derlerdi?
-
Son Yazılar
Kategoriler
Son Yorumlar
Arşivler
Blogroll